derya gemici clarke | dekolte

 
Gölcük - İzmit’te doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek öğrenim için İngiltere’ye giden Clarke, Londra’da bir Türk triko firmasının ilk deniz aşırı bürosunu kurdu. Daha sonra yayıncılık ile tanıştı, aşık oldu ve evlendi. Dekolte Yayıncılık adında bir bebeği olan yazar, bundan 2 sene sonra da İstanbul- Arnavutköy’de kendisine komşu olan yakışıklı İngiliz kocasıyla tanışarak çılgın bekar hayatına noktayı koydu. Derya Gemici Clarke, leydi.name ile daha geniş kitlelere ulaşıyor olmaktan dolayı çok mutlu.
yazara mesaj gönder
 

alışma

15.03.2009'da, saat 22:00'da eklendi, 12635 kez okundu.
 
 
Nelere alışmıyoruz ki, bakın hemen ilk haftadan ben size alıştım, bu hafta ne yazsam acaba diye pazartesiden beri düşünüyorum… Umarım siz de bana alışmışsınızdır! Ama kötü bir alışkanlık gibi alışmışsınızdır inşallah, hani şu vazgeçilmesi zor olanlardan!!
 

Hem nelere alışmadık ki! Mesela hemen hemen her sene ÖSS sistemininin değişmesine alıştık. Kötü hükümetlere, erken seçimlere ucubik koalisyonlara ve onları mumla aratan tek parti iktidarlarına alıştık. Popüler kültür diye bir şeyin birden oluşuveren varlığına alıştık. Sonra kötü sesli mankenlerin şarkıcı olmasına, biraz şarkı söyleyebilen şarkıcıların dizilerde oynamalarına, türkücülerin şov programı yapıp televizyon ekranlarını gece gündüz kaplamalarına ve günümüzü ve gecemizi ağır bir şiveyle arabesk ve sıradan düşünce ve konuşmalarıyla doldurmalarına alıştık. Sabahları program diye aile içi meselelerini bağıra bağıra tartışanlara, edepsiz telefon bağlantılarına alıştık. Sanırım acı çekmenin, yüzleşme ve tokatlaşmaların prim yaptığını ucuzcu televizyonculara öğreten Reha Muhtar ve Sevda Demirel’e borçluyuz bunu.

Geçenlerde yemek sofrasında birbirine hakaret etmek için bahane arayan; suratsız ve çirkef olmak için birbiriyle yarışan; yemekten sonra da hep beraber göbek atan insanlardan oluşan bir program tanıtımına rastladım. Lütfen buna da alışmayalım… Yemek sofrası insanların birbirlerinin hayatlarına odaklandığı, güzel sohbetlerin döndüğü, yemeklere ve sofra düzenine iltifat edilen mutlu yerler olarak kalmalı.

Eskiden bir teyzecik vardı hani başörtüsünü hint fakirleri gibi bağlayan. O teyze bize mercimeğin nasıl pişirileceğini anlatırdı (yok, yok mercimeği fırına vermekten bahsetmiyorum-cidden) ve enteresandı da. Şimdi tanıdık tanımadık kim varsa TV’de yemek programı yapıyor. Bir yeme kültürü tacizidir başladı. Yani kusura bakmasınlar da, herkesin de yemek yapması da seyredilmez ki! Oyunculuktan para kazanamayan sabah programlarında yemek yapmaya başladı. Biz alıştıkça artık herşeyi bize bolca suyla yutturabileceklerini sanıyorlar.

Eğer öğreneceksek rüküş evlerde, göz bulandıran masalarda oturan kavgacı teyze ve amcalardan değil, işin erbaplarından öğrenmeliyiz diye düşünürken aklıma Ayşe Tüter Mutfakta adlı yemek programı geldi. (ay, bu esneme de nereden çıktı?). Tabi, erbap derken kasdettiğim kesinlikle bu değil. Program bir trajedi. 1. dereece sur chéf olarak kullanılan Ceren adında genç bir bayan ile asık suratlı, gelinini sevmeyen kaynana edalarında, bir zahmet yemek tarifi veren, sevimli genç bayanın konuşma yaratabilmek için “Peki Ayşe Abla..” diye sorduğu sorulara, “öyle olmaz” , “hayır”, “gerek yok”, “yok, bu başka”; anlatmaya çalıştığı ilginç olaylara da sadece “evet”!! diye cevap veren orta yaşlı ve asla gülümsemeyen bir kadın. E be programcı kardeşler, tamam size çorba yapıp makarna yapıp hepsini böreğin içine katmak enteresan geliyor olabilir. Diyelim ki bulduğunuz en özel yemekçi bayan bu, ama neden saatlerce tepsiye yağ sürüşünü seyrettiriyorsunuz bize, dakikalarca sessizlik boyunca? Zavallı kızcağız deniyor ama kadının ağzı torba gibi büzülü vallahi. Laf alabilene aşkolsun! Bu arada yemek programında ustanın hapşurmasını makaslamak aklınıza gelmiyor mu, börekten tadan kızın ağzından lokmasının geri tabağa düştüğünü görmek bizim için ne kadar iştah açıcı olabilir ki? Allah edit programlarını ne diye yaratmış? Hoop.. elmalar soyuldu, karanfiller takıldı, bak börekler kızardı” tamamdıır. Kadıncağız program boyunca değerli öğütler veriyor değil ya, kör kuyular gibi susuyor! Ya da kısa cevaplarla zavallı kızı paylıyor. İnsanın içi acıyor kızın çırpınışlarına. Süresinden kesmek istemiyorsanız da 3-5 tane tarifi aynı programda verin, olsun bitsin.

 
|< < 1 2 > >|
 
 Bu yazı size ne hissettirdi?
korku






60 kişi (%16)
öfke






54 kişi (%15)
üzüntü






44 kişi (%12)
mutluluk






54 kişi (%15)
merak






45 kişi (%12)
tiksinme






34 kişi (%9)
utanma






38 kişi (%10)
nötr






27 kişi (%7)
 
 
yorumlar   (1 yorum yapıldı)
sibel ali 07.12.2009'da, saat 23:56'da eklendi
selam arkadasim nasilsin umarim beni unutmamissindir Benim kiz ben Sibel Ali lutfen mesajimi gor ve bana cevap yaz ozledim seni canim benim cok yil oldu insallah hatirlarsin optum kendine iyi bak
 
|< < 1 > >|
yorum ekle
(Yorum ekleyebilmek için lütfen sağ üst bölümden giriş yapın.)
 
ad
   
soyad
   
e-posta
   
yorum
   
 
 
mesaj gönder
(Mesaj gönderebilmek için lütfen sağ üst bölümden giriş yapın.)
 
mesajınız
   
 
yazarın tüm yazıları
tanışma
|< < 1 > >|
 
  AileMaxKüçük ve Butik OtellerOtoAlSat