”Resesyon dönemlerinin ardından iş yapış biçimleri ve yönetici-çalışan ilişkisi değişir mi?” İş ve yönetim dergisi ‘Harvard Business Review’ geçen günlerde bu sorunun yanıtını araştırdı. Bakalım 2010 yılında nasıl değişiklikler göreceğiz?
İki iş modeli
Değişen sisteme göre
çift işli kişilerin sayısında artış yaşanabilir. 2010 yılında şirketlerin bütçelerinde çeşitli önlemler alması görev tanımlarını daraltacak. Dolayısıyla özellikle yaratıcılığın öne çıktığı sektörlerde çalışanlar kendilerine ikinci bir iş bulma yoluna gidecek. Kazancını garantiye almak çalışanların birinci hedefi olacak…
Çalışma saatleri azalacak
Şirketler personel sayısını kriz dönemi boyunca azalttı. Ancak yapılan iş miktarı da
müşteri azlığıyla doğru orantı göstererek düşüşe geçti. Şirkette geçirilen uzun çalışma saatlerinin azalması ve mesailerin seyrelmesi 2010’da çalışanların kafasını karıştıracak. Şirketlerin
teknoloji ve iş gücü tasarrufuna gitmesi, günde sekiz saati aşmayan mesailer ve haftada dört gün işe gelmeyi mümkün kılacağı gibi çalışanların ikinci iş şansını da artıracak.
Düzenlemeler artacak
Esnek çalışma saatleri şimdiye kadar yalnızca yöneticilerin gündeminde teori olarak yer alıyordu. Ancak krizden sonra
esnek çalışma saatleri teori olmaktan çıkacak. Mobil çalışan sayısı yükselişe geçerken, bu durumu mümkün kılacak teknolojik alt yapı yatırımları artacak.
Rekabet ortamı değişecek
Çalışanların yeteneklerini ortaya çıkarmak için yürütülen projeler, 2010 yılında da devam edecek ama şekil değiştirecek. Çalışanlar birbirleriyle yetenekleri üzerinden rekabet ederken şirketler yalnızca işi değil diğer sosyal unsurları da
göz önünde bulunduracak.
Şeffaf olma zamanı
2010’da şirket içi
iletişim altın çağını yaşayacak. Çalışanlar kendi işlerini en iyi kendi metotlarıyla anlatacaklarını keşfedecek. Her çalışan pozisyonuna uygun geri bildirim sistemi geliştirecek. Yönetici ve çalışan birebir iletişim halinde olacak…