(Önceki sayfadan devam)Her Seslenişine Cevap Verilmeli
Her seslenişine karşılık alan
çocuk ‘sınır’ problemi yaşar. Bir başkası ile konuşan anne-babasını bölen
çocuğa her seferinde cevap vermek; ona ‘diğerlerinin birlikte yaptıkları şeyler değil, sadece senin ne istediğin önemli’ mesajını gönderir. Çocuk, isteğinin anında giderilmesini ister. Bunu ‘normal’ karşılamak ve diğer konuşmayı önemsememek, doğrudan bu mesajı verir.
Aile İçi Kararlar Mutlaka Çocuğa Da Sorulmalıdır
Demokratikliğin
çocuğu da kapsaması demek,
aile içindeki önemli her karara çocuğu da katmak demek değildir. Bazı kararları sadece yetişkinler vermelidir. Karar verme sistemine ‘her zaman’ çocuğu da katmak, hatta onu ‘asıl karar verici’ yapmak çocukta yük yaratır, ego şişmesine yol açar.
Yemek Yemeyen Çocuğa Asla Zorlama Yapılmaz
Bir bebeğe abartılı şekilde
yemek yedirilmeye çalışılması, 7–8 yaşlarındaki çocuğun ağzına yemek tıkılması ne kadar sağlıksız ise; yapısal olarak ‘yememeye yatkın’ çocuklara asla baskı yapmamak da gerçekçi değildir. Bu tür çocuklar, tamamen kendi inisiyatiflerine göre yemek yiyemezler. Özellikle 2 yaş civarı çocuklar, bu konuyu iyice oyuna çevirirler, yemek yerken gezerler. Gezerken ya da masadayken, çocukların ağızlarını açmak istemedikleri zamanlarda da net (ancak şiddet, aşırı
öfke göstermeden) yönlendirmelerle yemek yedirilebilir.