Bugünlerde çok fazla kadın bekar yaşıyor. Yeni yapılan Cosmopolitan araştırması, okuyucularımızın yüzde 73’ünün bekar, yüzde 16’sının evli olduğunu ortaya çıkardı. Bu senaryonun aynısı Amerika’da da karşımıza çıkıyor. New York Times’ın araştırmasına göre, kadınların yüzde 51’i bir sevgilisi olmadan mutlu bir hayat yaşıyor. Bu tablo, 1950’deki yüzde 35’lik ve 2000 yılındaki yüzde 49’luk orandan çok daha fazla. Bu verilere dayanarak, bekar olmanın sosyal olarak kabul edilebilir hale geldiğini söyleyebiliriz. Kısacası, 18 yaşına gelen kadınların koca aramaya başladığı günler çok geride kaldı.
Yine de aklımıza şöyle bir soru takılmıyor değil: Etrafta neden bu kadar bekar kadın var? Neden büyüyüp evlenme arzusuna gitgide daha az insanda rastlıyoruz? Aslında evlilik yaşı büyümüyor da, evlilik tarihe mi karışıyor?
Bir kariyerdir tutturduk gidiyoruz
Küçük yaşlarda başladığımız
okul serüveni zar zor bittikten hemen sonra şanslı olanlarımız kendisine bir
iş buldu ve
kariyer merdivenlerini tırmanmaya başladı. Annelerimiz ve babalarımızın kendimiz için en iyi kısmeti üniversitede bulacağımız ümidi ise böylelikle yerle bir oldu. Hem onlar nereden bilsin ki okuduğunuz bölümde bırakın yakışıklı erkeği, size göre tek bir aday bile olmadığını? “Hiç olmazsa çalıştığı yerde birileriyle tanışır da evlenir belki” cümleleri ise kısa zamanda tarihe gömüldü. Çünkü çalıştığınız ofiste sadece iki
erkek varken geri kalan 17’si hemcinslerinizden oluştu ya da hiçbiri gözünüze hoş gözükmedi. Zaten “Her gün eve gidince göreceğim adamı bir de işyerinde neden göreyim ki” düşüncesi bazılarımızı o olasılıktan da ulaştırdı. Yine de buradan aynı ofiste çalıştığı erkeğe aşık olup onunla evlenen kız arkadaşlarımıza selam edelim ve öyle olasılıkların az da olsa gerçekleştiğini belirtelim.
Bazılarımız mezun olduğumuz okulla ilgili işler yapmıyor olsak da, hepimiz işimizde başarılı olmak istiyoruz. Bunun için ofiste geç saatlere kadar çalışıyoruz. Ve o esnada bazen arkadaşlarımıza verdiğimiz sözleri unutuyor ve onları kırıyoruz. Herkes sevdiklerine ne durumda olursa olsun zaman ayırabildiğini söylerken, biz işten başımızı kaşıyacak zaman bulamıyoruz. Belki bir yandan söyleniyoruz ama hepimiz işimizi çok seviyoruz. Böylesine yoğun çalışırken arkadaşlarımıza zaman ayıramadığımız gibi, aşk için de ekstradan zaman yaratamıyoruz. Veya hep ofisin dört duvarı arasında olduğumuzdan dışarıdaki yakışıklılarla tanışma şansımızı kaybediyoruz.
Özgürlükten vazgeçmek kolay değil
Çok çalışmanın, kariyer yapma sevdasının arkasında biraz da
özgür olma isteği yatıyor. Çünkü yaşadığımız milenyumda ne yazık ki paranın sözü geçiyor ve ne kadar çok maddi gücünüz olursa o kadar özgür oluyorsunuz.