”çok şanslısın”
”ilerde çok zengin olacaksın”
”bir anahtar görüyorum”
”balık gibi kısmetin, Yılan gibi düşmanın var”
Yine meraklı insan topluluğu, önümde kapalı bir fincan ve yine içinden hayallerinin, umutlarının çıkmasını bekleyen bir ben var başrolde.
Tahmin ettiğiniz hatta bildiğiniz gibi fal baktırmaya gidiyoruz.
İşte tamda kötü havanın beni sardığı ve hava ile paralel giden psikolojimin beni bunalttığı bir gün soluğu yoğun ısrarlar sonucu Meşhur !!! bir falcı da aldık
Biraz heyecan, biraz eğlence, çok fazla da umut vardı içimde. Kahveler içildi, sohbetler edildi. Meraklı bekleyiş başladı.
Kira da oturuyorsun ev almayı planlıyorsun dedi. “Hayır” dedim.
Ama ileride mutlaka bir evin olacak dedi “Sustum”
O zaman bir anahtar var kesin araba bu dedi “Hayır” dedim.
Ama ileride mutlaka bir araban olacak dedi “Sustum”
Çok güzel bir gelecek seni bekliyor dedi bu sefer korktum :) (En azından hala bir şansım var)
İyi ama bilinmedik birşey yok ki burda :(hep aynı şey oluyor. Binbir umutla, hevesle, heyecanla gidiyorum sonra amaaaan hep aynı şeyler diyorum. Yok yok uslanmam ben kesin uslanmam. Şimdi işin kolayını buldum. Taksimde ki bayan hep güzel şeyler söylüyor. O yüzden negatif psikolojimin tavan yaptığı günler ona gidiyorum. Bir nevi motivasyon oluyor, psikolog etkisi bırakıyor. Çok mutlu, vurdumduymaz, artık kendimi ve tepkilerimi kontrolde zorlandığımı hissettiğim anlarda ise (ki aslında bu olunması gereken bir hal ama insanlar nedense dünya yansa umrunda değil diyorlar) Anadolu yakasında alıyorum soluğu. Gerçeklerle yüzleşiyorum. Biraz silkelenip kendime gelmeme neden oluyor. Sonra mutlu mesut, denge de bir yaşam sürüyorum. (Kimi kandırıyorum? :)
Kasvetli havalarda evden çıkacak isteği bile kendimde bulamadığım günler de ise durumum vahim.
O zaman kendi kahvemi kendim yapıyorum
Sonra,
Ömrümden kalan kırık kalp, gözlerimde buğu, içimde sızı
Önümde fincanım, cebimde umutlarım...
Yaşamaya çalışıyorum...