Türk insanının en büyük handikapı taraf olmaktır. Herkes bir fikrin, takımın, oluşumun, dinin taraftarıdır, ve bu konuda eleştiri kabul etmez. Herkes taraf olduğu konunun başarıya ulaşmasını ister, kaybetmeye tahammül edemez. Taraf olduğu konuyu sevmez bile, sadece kazanmasını ister. Bu durum, hep kaybetmeye mahkum etmektir kendini.
Herkes bir düşüncenin, dinin ve benzeri olgunun tarafı olunca, bu konularda eleştirisel bir yaklasımda bulunmak imkansızlaştırıyor işi. Bizde sanatın gelişmemesinin, bir çok konuda (siyaset dahil) fikir ve düşünce anlamında batı medeniyetini 50 sene geriden takip etmemizin en büyük nedeni bu. Taraf olunan bir konuda, zıt fikirleri kabul edemiyoruz, saygı duymuyoruz ve dinlemiyoruz. Üretildiği zaman kıyamet koparıyoruz. Ne kadar yanlış olursa olsun, bir fikri beğenmiyorsak kin kusuyoruz. Karşılık olarak bir şey üretmiyoruz, üretileni durduruyoruz.
Kaç tane Türk yapımı film var Türkiye’yi eleştiren? Yerden yere vuran? Hemen hemen hiç. Olduğunda bizim buna tepkimiz çok sert oluyor. Karşılığında başka bir düşünce üretmeden. Örneğin Oliver Stone’un yazdığı, Türkler’i alakasız bir biçimde dünyaya yanlış tanıtan “Midnight Express” adındaki film. Bu filmin acısını yurtdışında yaşayanlar muhakkak çekmiştir. Ancak buna daha akılcı yoldan tepki vermek yerine kızdık, sinirlendik millet olarak. Bu filmin bir fantezi olduğunu başka bir film yaparak gösteremedik. Üstune sarkılar yazıp dalga geçemedik. Çünkü bir düşüncenin o kadar fanatik tarafıydık ki, sağlıklı düşünemedik.
Kaç tane İsa peygamber ile ilgili yapım var? Dolu! Sadece film de değil, bir dolu şarki, kitap, şiir vs. Bu yapımların yarısı onu öven yapımlarsa, diğer bir yarısı yerendir. İsa’ya inanıp onu sevenler, bunun karşılığında, onu seven yapımları hızlandırıp, hoşgörüyle ve eserlerle yanıt veriyorlar. Bu durumda dini muzikleri bile gelişiyor, farklı düşünceler ortaya çıkabiliyor. Siz bu durumu İslamiyete uygulayabilir misiniz? Asla! Yeren, eleştiren veya dalga geçen herhangi bir eserin sorumluları, bu durumu hayatlarıyla öderler. Çünkü taraftarlarının başka bir fikre hoşgörüleri yok. Olamaz.
Din ters bir konu diyelim. Ya siyaset? Gazi hakkında ters bir sey söylemek, onu eleştirmek, yermek bir suç! Bir yabancı veya yerli film, şarkı, düşünce, konuşma, söz dizisi Gazi aleyhinde laf etse, biz köpürürüz. Onu öven başka bir yapımla cevap vermeyiz.
Biz tarafız. Ve biz hep kazanmalıyız. İşte tam da bu yüzden hep kaybeden tarafta olmaktır kaderimiz. Halbuki karşı tarafın söylediklerine kulak verebilmeyi başarabilirsek, o gun daha mantıklı hareket edebilme şansımız olacak. Hem sanat gelişecek (ifade biçimi), hem de bizi biz yapan düşünceler.