Dekorasyonda Zen; Yakın bir geçmişe dek gündelik hayatımıza yabancı olan Doğu kökenli Zen kültürü, günümüzde sağlıklı yaşamın reçetesi olarak gösteriliyor. Gün ışığıyla aydınlanan doğal dokular, suyun akıcılığına özenen çizgilerle tanımlanan dingin ve sade yaşam tarzı, modern insanın kent kültürüne ve kaosa karşı yeni sığınağını oluşturuyor.
Bilginin herkes tarafından paylaşıldığı bir yüzyılda yaşıyoruz. Duvarların ve şimdi de internet sayesinde sınırların kalktığı dünya, her ne kadar bir bütün olmaya doğru ilerliyormuş gibi görünse de, ideolojik kutuplar ve keskin ikilikler hala güncelliğini koruyor. İnsanı giderek makinelerin kölesi haline getiren yeni kent kültürüne karşı bireye yeni sığınaklar oluşturan Zen, temelde insan değerine odaklanıyor ve ikiliklerden doğan zihinsel gerilimi ortadan kaldırmayı hedefliyor. İnsana bu dünyayı dolu dolu yaşamada yol gösteren felsefe, geçmiş ve gelecekten çok bugüne, yaşadığımız ana odaklanıyor.
Zen ve aydınlanma
“Bir
şey yaparken, sadece onu yap!..Araba kullanırken sadece
araba kullan. Yemek yerken sadece
yemek ye.” der Zen. Böylece bilinçaltı zihnin arınacağını vadeder. “Ve bir kez arındığında gökyüzünü sadece mavi, ağacı sadece yeşil görürsün. Zihnin, ayna gibi olur. Kırmızıyı gördüğünde ayna nasıl kırmızı olur, yeşili gördüğünde ise yeşil olursa, görüntüler kaybolduğunda zihnin ayna gibi bomboş ve lekesiz kalacaktır. Bu zihin durumunun kendisi Aydınlanma’dır.”
Yaşamda kaosa son
Joryo, zihni sakinleştirmek ve son gerçekle düşünmek anlamına gelir. Esas olan, vücut, nefes alma ve zihni uyumlu hale getirmektir. Nefes alma, yaşamsal bir
rol oynar. Zihni uyumlaştırma (armonize etme) ise zihni rahatsız eden karışıklık, saplantı ve kuruntulardan kurtulmakla mümkün olur.
Yaşadığımız mekanlar da çoğu
zaman zihnimizdeki kaostan nasibini alır ve uyumlaştırma sürecine ihtiyaç duyar. Özellikle son dönemlerin yükselen eğilimi olan ve farklı tarzların buluşması anlamına gelen eklektik
tarz yerine,
huzur ve dinginliği çağrıştıran yalın çizgileri, doğal dokuları ve ışığı yansıtan açık renklerle oluşan bir dekorasyonla, görüntü kalabalıklığına ve farklı stillerin çarpışmasından doğan karışıklığa son verebilirsiniz. Bunun için, aynı
mekan içinde yer verdiğiniz eylemleri gruplama yöntemine de başvurabilirsiniz. Örneğin yemek yeme köşesini salondan şık bir rattan paravanla ya da
şeffaf Shoji panelleriyle ayırabilir, ya da oturma bölümünü diğer bölümlerden ayırmak için bir kaç basamakla kot farklılığı yaratmayı deneyebilirsiniz. Sınıflandırılan işlevler, hem
ev yaşamınıza pratik kolaylıklar katacak hem de zihninizi rahatlatan bir düzen oluşturacaktır.
Gerçek benliğe dönüş
Temel problemler, öz benliğe geri döner. Gerçeğin doğasına ulaşmayı sağlayan temel anahtardır benlik. Koşullandırılmış benlik, uyumsuzluk, çelişki ve karışıklıklar taşır. Zen düşüncesinin önemli bir bölümünü oluşturan ‘gerçek benliğe ulaşma’, bir süreçtir. Yaşamın her alanında yansımasını gördüğümüz bu süreç, yaşadığımız mekanların değişimini ya da yaratılmasını da kapsar.
Evinizin dekorasyonunda günün
moda eğilimlerinden ve kültürel etkilerin koşullandırmasından uzak kalarak, sizi ifade eden renkleri ve dokuları seçmeyi tercih edin.
zen düşüncesinde de önemli bir yeri olan ve “Tek değişmeyen, değişimin kendisidir” ilkesini de ihmal etmeden, renklerini ve döşemeliklerini mevsimlere göre değiştirebileceğiniz mobilyaları ve donanımı tercih edin. Zira zaman boyutu içindeki değişimden payını almayan her şeyin, değerini ve gücünü yitirmeye mahkum olduğu kabul edilen bir gerçek. Zaman içinde önem kazanan değişkenlere (örneğin evde yaşayan kişi sayısı, yer değiştirme, taşınma) ve farklılaşan değerlere kolay adapte olabilen mobilya, donanım ve bitişleri tercih etmek, bu sebeple öncelikli önem taşıyor.