Bozdağ’ın eteklerinde Sarıyar Deresi’nin iki kıyısına yerleşmiş bir yeşillikler ülkesinde bulursunuz kendinizi... Eski ve bakımlı ahşap evler, kesme taş döşeli sokaklar ile bir düş kasabasıdır ayak bastığınız yer. Tavsiyem girişte sizi karşılayan çınarların gölgesinde arabanızı park etmenizdir. Çeşmeden su içip, elinizi yüzünüzü yıkadığınızda Birgi’ye geldiğinizi anlarsınız. Gezmeye başlamadan önce, kahvede oturup çay içmek, yöre insanının misafirperverliğini görme fırsatı verecektir size. Bu sayede hem çay içip soluklanma, hem de hikayeleri dinleme fırsatı yakalarsınız. Özellik ile kahvede oturan güngörmüşlere yakın olmaya dikkat edin… Gerçek hikayeler onlarda ve size neyi görmeniz gerektiğini yaşanmışlıkları ile anlatacaklardır. Ben çay içmem çarpıntı yapıyor diyorsanız, her derde deva adaçayını denemelisiniz. Bölgede yetişen adaçayının lezzetine doyamayacaksınız.
Birgi’nin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemekle birlikte, kuruluşu ve tarihsel gelişimi ile ilgili değişik söylenceler bulunmaktadır. M.Ö. 2000’ de Bozdağ (Tmolus) eteklerine Lidyalıların yerleştiği kabul ediliyor. Bölge daha sonra, M.Ö. 546’da Pers, M.Ö. 334’te Helen, 133’te Roma, 1308’de ise Türkmenlerin egemenliğine geçmiştir. Birgi şehrinin antik dönemdeki adı Dioshieron, yani Zeus’un Kutsal Yeri olarak kayıtlarda yer almaktadır. Ortaçağ’da Hristiyanlık açısından kutsal kabul edilen Birgi’ye verilen isim, Christopolis, yani ‘İsa’nın Şehri’ olarak değişmiştir. 5. yüzyılda önce piskoposluk, ardından başpiskoposluk merkezi olan kent askeri açıdan da zaman zaman önem kazanmış ve adı bir ara kale ya da burç anlamındaki Pyrgion olarak değişmiştir. Belde, Türkler’in eline geçince ismi Birgi olarak anılmaya başlamış, Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1308’de kurduğu Türkmen Beyliği’nin başkenti olmuştur. Ardından Birgi, 1426’da kesin olarak Osmanlı’nın eline geçmiş ve bir Müslüman kenti olarak dini önemini korumayı sürdürmüştür.
Çay keyfinden sonra yürüyerek gezmek gerekir, çünkü her adımda yeni sürprizler beklemektedir geleni. Geçmiş yıllarda Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü ile gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları ile pek çok yapı yenilenmiş ve sokaklara, gerek heykeller gerekse resimler ile canlılık getirilmiş. Bu çalışmalar ile sanat, Birgi’de tekrar yaşamın içine dahil olmuştur.
Sarıyar deresinin iki yanında iki ana cadde ve iki köprü ile birbirine bağlanır Birgi yolları. Ana caddeyi destekleyen sokaklar ile genişler. Öncelik ile, aşağıdan yukarıya doğru iki yanı eski yapılar ile kaplı, ağaçlar ile süslenmiş, taş yol sizi içine çekecektir. İki katlı, temiz boyalı evlerin arasından, çam ağaçlarının gölgesinden yavaş yavaş yürüyerek yukarı doğru yol alacaksınız. Her sokak başında, her köşede ayrı bir tarih, ayrı bir sanat bulunmaktadır. Binaları biraz dikkatli incelediğinizde bazı taşların yüzyıllar öncesine ait olduğunu göreceksiniz. Her adımda restore edilmiş bir yapı, bir heykel veya duvarları süsleyen bir resim eşlik edecek size.